Ana Menü
Ana Sayfa
Hoşgeldiniz
Kullanıcı Adı:

Parola:


Beni hatırla

[ ]
[ ]
Çevrimiçi
Ziyaretçiler: 2, Üyeler: 0 ...

en çok ziyaretçi: 45
(Üyeler: 0, Ziyaretçiler: 45) tarih : 28 Apr : 23:42

Üyeler: 466
En yeni üye: Kalender YILMAZ
Sayaç
Bu sayfa bugün ...
toplam: 9
tek: 7

Bu sayfa genel ...
toplam: 72677
tek: 33377

Site ...
toplam: 206159
tek: 42188
Son Ziyaretçiler
  • marktstmilanll
    [ 0 yıl, 0 ay, 0 hafta, 1 gün, 8 saat, 24 dk., 16 sn. önce ]
  • QczjvqZmvclr
    [ 0 yıl, 0 ay, 0 hafta, 1 gün, 19 saat, 38 dk., 11 sn. önce ]
  • leejack
    [ 0 yıl, 0 ay, 0 hafta, 2 gün, 4 saat, 15 dk., 5 sn. önce ]
  • redjeamy
    [ 0 yıl, 0 ay, 0 hafta, 2 gün, 4 saat, 43 dk., 49 sn. önce ]
  • moonfurong
    [ 0 yıl, 0 ay, 0 hafta, 2 gün, 5 saat, 49 dk., 15 sn. önce ]
  • xiaosdafbing
    [ 0 yıl, 0 ay, 0 hafta, 2 gün, 6 saat, 51 dk., 13 sn. önce ]
  • xncfwexf
    [ 0 yıl, 0 ay, 0 hafta, 3 gün, 2 saat, 18 dk., 58 sn. önce ]
  • vtwssr
    [ 0 yıl, 0 ay, 0 hafta, 3 gün, 18 saat, 52 dk., 16 sn. önce ]
  • qwktdbcqtppeyp
    [ 0 yıl, 0 ay, 0 hafta, 5 gün, 0 saat, 3 dk., 44 sn. önce ]
  • EdwardsSuzanne
    [ 0 yıl, 0 ay, 0 hafta, 5 gün, 15 saat, 39 dk., 17 sn. önce ]
Diğer Haberler
Çeşitli Haberler
SİTE KULLANIMI HAKKINDA
Site Müziği Hakkında
Sarılar Köyü Hakkında

Orta Asya steplerinden 1210 yılında yapılmakta olan yolculuk , Sarı Kadın ve çocukları için , Rumkale yakınlarında sona erdi. Bu toprakları yurt edinen Çepni Ailesi , zaman içerisinde çoğalarak , bölge de bir çok Çepni Köyünün oluşmasına zemin hazırladı. İçe dönük bir yaşantı ile , Asya Oğuz kültürünü günümüze kadar yaşatmayı başarabilen nadir yerleşim bölgelerinden birisi olarak günümüze geldiler. Ziyaret adı verilen kutlamalar , gelenek ve göreneklerin yaşatılmasında en önemli göstergelerden birisi olarak sıralanabilir. Ziyaret bölgesinde , gönüllerde yeşertilen Hayat Ağaçları var olduğu sürece Oğuz Çepni boyu bu toprakları yurt edinmeye devam edecektir.
Çepni Boyu Hakkında

Oğuz Kaan Destanında , Oğuzhan yaşarken Boz Oklar ve Üç Oklar diye ikiye ayırdığı altı oğlu vr yirmi dört torunu olduğunu bildirilmektedir. Oğuz’un vefatı sonrası yerine Kün Han geçmiştir. Oğuz Atanın çok değer verdiği ve bilge bir kişi olan Irkıl Hoca , devletin devamlılığının sağlanması, ileride bir kargaşa meydan gelmemesi için, Oğuz Kaan’ın yirmi dört oğula birer lakap ve birer ongun ve hayvanlarına vurmaları için de birer damga tespit edilmesinin gerekli olduğu Kün Han’a söylemiştir. Kün han fikri beğenmiş ve Irkıl hocayı bu işi yapmak üzere görevlendirmiştir. Irkıl Hoca’nın da yirmi dört evladın her birine birer lakap, birer damga ve birer ongun tespit etmiştir.
Bu kaynağa göre Çepni, Üç Oklar’ın en büyüğü olan Kök Han’ın dördüncü oğludur. İlk kez bu destanda Çepni’nin manası üzerinde durulmuş ve Çepni, ”Nerede düşman görse durmayıp savaşan” (Kandaki yağı göre, derhal savaşır ve çarpar. Bahadır) şeklinde tanıtılmıştır. Ongununun ”Sunkur: Umay”, Ülüşünün (şölendeki et payı), Sol karı yağrın, sol yanbaş olduğu belirtilmiş ve damgası verilmiştir.
Sarılar.Cc Hakkında

Bu site , Türkmen Çepni Boyuna ait Sarılar Köyü'nün ,
Zengin kültürel dokusuna ait örnekler sunmak ,
Geçmiş ve geleceği üzerinde , sağlam Köprüler oluşturmak amacı ile kurulmuştur.
Kültürel kesitler ve bölgeye ait güncel haberler dışında
hiç bir vizyonu bulunmamaktadır.

Ali Aktan Şahan

Üyelik için Lütfen İsim Soyadınızla Birlikte , Köy ve Lakabınızı belirtiniz.
Sarılar.Cc
Adam hacı mı olur ulaşmakla Mekke'ye,
Eşek Derviş mi olur taş çekmekle tekkeye?.
2014 HACI KÜREYŞ ZİYARETİ
Hacı Küreyş Türbesi



Mayıs Ayının 3.Pazar günü , binlerce insanın ziyaret akınına uğradı
Bu ziyaretimizde çok önemli bir zatın türbesine gidiyoruz. İmkanlar dahilinde , Çepni Toplumu adaklarını adıyor , dualarını ediyor , taşlarını yapıştırıp , mumlarını yakarak sevgi ve saygılarını sunuyorlar..
Bölgede yine her aile , kendi doru ağacının altında oturuyor.. Öylesine bir kalabalık var ki , koskoca arazide var olan binlerce ağaç , hemen hemen dolmuş gibiydi.
Yavuzeli Belediyesinin İtfaiye aracını bu sefer görebiliyoruz.. Ziyaretgaha gelen misafirlerin ve göçerlerin , Adına hürmeten yaptırdıkları Tuvalet ve sondaj sonrası çıkarılan su insanlar arasında büyük bir memnuniyetle karşılanmış.
Yine her yerde olanca hızı ile süren ikramlar davetler. Temiz havayı lütfeden rüzgarlar , yaz mevsimlerinde etkisini gösteren sıcaklara müsaade etmiyorlar..
Kapısı ve eşiği öpülerek giriliyor Türbeye.. Yaşlı kadınların birbirleri ile yarıştıkları kumaş kesme işinde , kimisi ağaçlara asmak , kimisi başına dolamak amacı ile insanlar arasında da kumaş parçalarından alma yarışı sürüyor..
Fizik kurallarını alt üst eden duvara yapıştırılmış taşların büyüklükleri göze çarpıyor hemen.. Sanırım büyük dileklerde bulunmuşlar demeden edemiyoruz..
Gaziantep Çepnileri Derneğinin gönüllüleri adeta her yerdeler. Her ağacın altında büyük bir hevesle , birlik ve beraberlik duyguları pekiştirilmeye çalışılıyor , İnsanlar birbirlerine kaynaştırılıyor , Kültürün toplumun olmaz ise olmaz olduğunun vurgusu yapılıyor ağaçların altında içilen çayların kokusunda..
Yaşlı insanların gözlerinde ki mutluluk görülmeye değer.. Çocukluklarını , Gençliklerini , kısaca tüm hayatlarını , bu ziyaretgahın çevresinde geçirilen onlarca yılı aynı anda yaşıyorlar.. Hüzün artık yerini tatlı bir anımsamaya bırakmış..
Doru ağaçlarına asılan kurban etleri tüm görkemi ile misafirlerini bekliyor..
Yalın ayak , başı kabak bölgede dolaşanlar , kerametin büyüklüğünü haykırıyor bizlere.. Önce ki senede ettikleri duaları gerçekleşenler, dualarının gerçekleşmesinin ardından ettikleri ahtleri ( sözlerini ) yerine getiriyorlar , yalın ayak yürüyerek, saçlarını sıfıra vurdurarak...



Tarihte ilk defa hicretin 150. Senesinde Medine tanzim edilen secerelerden öğrendiğimiz Hacı Küreyş , 7.İmam Musa-i Kazım soyundan gelmektedir. Hacı Kureyş kesin tarihi bilinmemek ile birlikte 1150 li yıllarda Erdebil bölgesinden , Anadolu ya geliyor , O zaman Hınsı Mansur adı ile bilinen bugün ki Adıyaman Gaziantep yöresine yerleşiyor. Günümüzde türbesi Gaziantep Yavuzeli ilçesinin Kayabaşi köyündedir. 1200 li yılların başında baba ocağından ayrılan oğlu Seyyid Mahmudi kebir o dönemde Elazığ Palu ya bağlı Mazgirt in Çile Keş Köyüne gidip yerleşmiştir.

Hacı Bektaş’ın amcasının oğlu olan Seyyid Mahmut Hayrani’nin soyundan olan Baba Kureyş’tir. Halk arasındaki rivayete göre Haca gittiği için Hacı Kureyş olarak anılıyor. Ama yaygın olarak da Baba olarak da kulmanılıyor. Baba Kureyş’in evlatları olsa da fazla yaşamayıp ölüyorlarmış. O yüzden bir daha evlenmiş. Ondan bu dedeler çoğalıyor. Dedeler kollara ayrılıyor: Mevaliler, Hüseyniler, Derviş Musalar gibi kollara ayrılır. Baba Kureyş’ın oğlu Düzgün Baba ise anası da dede kızı olan bir erendir. Muş, Varto, Hınıs, Erzurun, Tekman, Bingöl, Sivas, Zara, İmran’lıya kadar Baba Kureyş evlatları dağılıyorlar.

'' Hacı Kureyş; rivayete yöreye geldiği zaman sadece bir öküzü varmış. Alaettin Keykubat zamanında insanlar arkasına toplanınca, Elazığ’dan vali haber yolluyor, diyor ki sen toplumu kandırıyormuşsun. O da yok, diyor. Onu getirmek istiyorlar. O da evladım, ben yaşlıyım, diyor. O da benden valiye selam söyleyin, ben dervişim, yaşlıyım, diyor. Gelme imkanım yoktur, diyor. Kış ayında elini sürüyor, kavun karpuz oluyor, şu meyveleri iletin diyor. O zatın mucuzileri görenler meyvaları alıp valiye iletiyorlar. Vali de diyor ki, bu adam sihirbaz mıdır, nedir? Yanındakiler valiyi etkiliyorlar diyorlarki o sihirbazdır, o tutuklayıp alıp getirin, diyorlar. Onu Elazığ’a iletiyorlar. Vali, Baba Kureyş’e kendini ispat etmeye hazır mısın, diyor? O da her şeyimle, velayetimle hazırım, diyor? Fırın yakıyorlar içine atacaklar, o da yanında Derviş Gevr (Derviş Beyaz) ve inanmayan birisiyle fırına giriyorlar. Bir müddet sonra kapıyı açıyorlar. Bakıyorlar ki, Derviş Gevr’in üstü başı toprak olmuş beyaza bürünmüş, Baba Kureyş’in de saçı sakalı buzlanmış, inanmayan da eli elindeymiş, cesedi yokmuş. Soruyorlar Derviş Gevr’e, ne gördün? Kartal geldi öyle bir hava savurdu ki biz dokduk, diyor. Pirim de bir bağdaş kurmuştu zikir halindeydi. Baba Kureyş’in eli elinde olan ise, elini verdi gönlünü (kalbini) vermedi. Kalbini (ikrar verseydi) o da yanmazdı, diyor. '' (cemvakfı.org.tr)
Gönderen : Aktan Şahan tarih : Wednesday 01 July 2009 - 23:15:51 |Bu öğe yorumlara kapalı |birine eposta yazdır Bu haber öğesinin pdf dökümanını oluştur
ZİYARET ALANI ' ÇIRALIK '' 2014
ZİYARET ALANI ' ÇIRALIK '' 2014 ve ZİYARET ALANININ TARİHÇESİ HAKKINDA



Güzel bir Mayıs Sabahında , bahar rüzgarlarının tatlı esintileri ile başlayan 2014 Sarılar Köyü Çıralık Ziyareti, görevlerin tamamlanmasının ardından , İnsanlarımız için yüzyıllardır olduğu gibi , Gelecek Seneye , Allah koyarsa , Gelirim de denilmez , gelmem de denilmez , Nasip , İnşaAllah , denilerek sona erdi.

4000 yıllık tarihinde Çıralık yine Mayıs ayının ikinci haftasının Pazar gününe denk getirilmişti. Bu mevsimde hava tahmini yapmak zordur. Gelgitler olur.. Ancak yağmur değil fırtına çıksa , karar alınırsa Ziyarete çıkılır.



Bir gün öncesinden gelen kasapların Çevre felaketini görmezden gelemezdik. Gaziantep’ten gelen kasaplar , Çıralık arifesinde kesilen hayvanların atıklarını , Ziyaret Meydanında adeta etrafa dağıtmış, kötü bir görünüm bırakmıştı geriye.. Bir günlük aradan sonra , böcek ve sinekler gelen misafirlere olanca rahatsızlıklarını vereceklerdi ki , Ziyaret kerametlerini gösterdi ve güzel bir rüzgar esintisi başladı. Tüm koku ve sinekler yoktu artık..
Sabah kahvaltısında , Ciğer kavurma , köy yoğurdu ve saatlerce önceden kaynatılmaya başlayan çay’a eşlik eden şahane bir kahvaltı vardı sofralarımızda. Etrafta küçük bir tur atmaya kalktığınızda , tüm doru ağaçlarından çay ikramları alabiliyordunuz.

Sonrasında yapılan Ziyaret Pilavı ise , resimleri çekilip saklanacak türden güzel idi. Ateşte pişan çaylar yemek sonrası yeniden imdadımıza yetişti. Eski ağır havalardan çalan Davul Zurna , her doruda ayrı ve güzel bir atmosfer oluşturuyordu.
Meydanda , Davul zurna dışında bir müzik sesi duyamadık, hatta her sene gelen Yavuzeli Belediyesine ait Su sevkiyatı da bu sene gelmedi. Vakkas Söylemez gibi birkaç gencimiz , tankerlerle su taşımaya çabaladı akşama kadar.. Ancak , ilk fotoğrafımda sabah yansıyan , Çepni Boyunun tamgası , Aksunkur kuşunun ( Ağ kerkenez ) kanat çırpışları , dönüş zamanı yine kendisini gösterdi ve Ziyaretimiz bu senede çok şükür güzel geçti.



1210 yılında bölgeye ilk geldiğimizde , gelenek ve göreneklerimizi de beraberimizde getirdik. Ağaç Kültü tüm akrabalarımızın adeta madalyası gibidir. Ziyaret alanlarında her ailenin , aile ağaçları vardır. Bunlar dilek ağaçlarımıza göre oldukça heybetli , kendiliğinden yetişmiş , uzun ömürlü ve dayanıklı Meşe Ağaçlarıdır. Her sene aynı gün , her aile , Ataları gibi aynı ağacın altında toplanır. Kestiği kurbanların kanını , aynı ağacın altında köklerine göndererek Atalarını Selamlar. Ağaç , özel bir ruha sahip olduğundan dolayı , öpülür ve sevilir. Bu bir tapınma değildir. Niyaz ve Vesilesidir. Yemek için odunu , köylerden getiririz. Ziyaret Bölgesinde ki ağaçlara zarar veremeyiz. Dalları kurumuş olsa dahi yakamayız. Ağaçlara çıkamaz, çarpamaz , zarar veremeyiz. Ağacı dili Halktır.
Köyden yükse bir alanda ağaçlar ile birlikte gerçekleştirdiğimiz Ziyaret , Su Kültü ve Mağara Kültünü yaşadığımız Çelemi Ziyareti dışında farklı bir konumdadır..

Ziyaret'in kısa Tarihçesi ;

Halkın toplu olarak bir araya geldiği ve bu büyük günü kutladığı haberini alan Adıyaman Yusufa Köyünde ki Dedelerimiz , özellikle Ziyaret gününe katılmak için kilometrelerce uzaktan gelirlermiş. Ağaçlar ile Niyazı bir araya getiren Türkmen Çepni Köyünde , İnsanları İrşat etmek , dini bilgiler ile doyurabilmek , dini ritüelleri yerine getirtebilmek ve Önderlik yapmak için geldikleri Ziyaret alanında büyük bir coşku ile karşılanırlarmış. Günler öncesinden alınan yeni elbiseler ve ya imkan yoksa en yeni ancak temiz kıyafetler ile Dedelere hoş geldin denilirmiş.
Öncesinde Ziyaret tedariği denilen adet , günümüzde de sürdürülmektedir.
Dedelerin duaları ile İnanmalarda ki saf ve temiz duyguların kaynaşması halkın güvenini tazelermiş. Dargınlar , Dedelerin yardımı ile barıştırılır , ortak yapılacak köy işleri için kararlar alınır , en güzel kıyafetleri ile ailelerinin yanında boy göstermeye başlayan gençlerin , evlilik sözleri kesilirmiş. Dışarıdan gelen misafirler , yoksullar , kurulan büyük sofralarda , Ziyaret Halkı ile birlikte doyurulur , helallikler alınırmış . Büyük eylenceler düzenlenir , birlik ve beraberlik duyguları pekiştirilirmiş.. Bugün ise aynı duyguları yaşatmaya çalışıyoruz. Büyük sofra artık kurulmuyor , misafirler her ailenin ağacının altında kabul ediliyor.
Dedelerin Ziyaret Günü geldiğini bilen halk , dedelerin geçimi için, kişinin gücüne göre halktan topladığı payını yanlarında getirir , bu alanda Dedelere teslim ederlermiş. Günümüzde Dedeler artık gelmiyor ve haklarını toplamıyorlar..
Hangisi tam belli değil , önce ki zamanda bir yıl Dede gelmemiş. Halkın morali oldukça bozulmuş. Bir kusur mu var yoksa , Dedenin başına bir hal mi geldi ? diye endişelenmişler. Dedenin hakkı olduğunu bildikleri , bulgur , simit , fıstık gibi paylar ellerinde kalmış ve oldukça üzülmüşler..
Her gün , gayri ihtiyari olarak işlerine giderken bir gözleri daima Ziyaret Alanına dönüyormuş . Sevgiliden bir haber bekler gibi , gözleri Ziyaret Alanına çevrili duygularını bastıramıyorlarmış. Köy yerinde hayat erken başlar, günlerden bir gün gün doğumu , alaca karanlıkta işe gitmek için evlerinden çıktıklarında , her bir köylü , Ziyaret Alanının olduğu noktada bir ışık geldiğini görmüş.. Acaba yangın mı var , yoksa bilmedikleri başka bir şey mi ? endişesi ile Ziyaret Alanına yönelmişler. Vardıklarında , Dedenin bir taşa sırtını yaslayarak , ellerini açıp dua ettiğini , Ancak ellerinden ışıklar çıktığını görmüşler.. Bu keramet karşısında köylüler hep birlikte Dedenin etrafında toplanıp Niyaz etmişler. Dedenin ellerinden , çıra misali çıkan Işıktan esinti olarak , Ziyaret Alanı , Çıralık olarak anılmaya başlamış .
Bugün Ziyaret Alanında yüzlerce yıl öncesinde olduğu gibi yine Türbe bulunmamaktadır. Ancak Dedenin sırtını yasladığı ve üzerinde oturduğu taşa hürmeten , Taşı bir Kümbet ile kapatıp , Çıralık misali Kümbetin içinde ve dışında , Mumlar yakılmaya devam edilmektedir.
Kesilen tırnak , saç gibi kırıntılar , nasıl ateşe atılıyorsa, kurbana ait küçük et parçalarıda ateşe atılır. Ateşe atılan birkaç lokma etin , Atalarımız tarafından kabul edildiğini , parlayan alevden anlarmışız. Bu da bir tapınma değil , Atalara Niyazdır. Köz üzerinde çıplak ayak ile Semah dönmek , eskilerin anlatılarında vardır.
Yusufa Köyünde ki Dedelerimizin , keramet göstermek için , yanan fırınlara girdiği , saatler sonra üşüyerek çıktığını , o dönemin Adıyaman halkı gayet iyi bilirmiş. Ateş kimi yakacağını iyi bilir..
Ziyarette kesilen kurbanın eti , Ziyaret alanından çıkarılmaz , orada tüketilirmiş. Bu ise , misafir ve yoksulları ağırlamanın önemini , eşit olma ve paylaşımcılığın güzelliğini bizlere anlatmaktadır. Ancak günümüz koşullarında , hayat pahalılığından ve şehir hayatının gerekliliğinden dolayı , artık evlere kurbandan kalan etler alıkonabiliyor.
Ziyaret Alanında yapılan pilavlar , gerek Ziyarete çeşitli sebeplerden dolayı gidememiş akrabalara , gerek şehirde yaşayan komşulara pay edilerek ulaştırılmaktadır.
Gönderen : Aktan Şahan tarih : Wednesday 03 June 2009 - 00:03:24 |Bu öğe yorumlara kapalı |birine eposta yazdır Bu haber öğesinin pdf dökümanını oluştur
Seyyit Dede Garkın


Seyyid Dede Garkın
Oğuzların , Anadolu'ya yaptığı göç yıllarında , Çepni toplumu için en büyük klavuzlardan birisi , Dede Gargın Ocağı olmuştur.
Dede Garkın Ocağının en önemli taliplerinden Babab İlyas ise Selçuklu Ordusu Komutanı Mübâriz’ûd-Dîn-i Armağanşâh tarafından idam edilmiştir. Dede Garkın Ocağı , Anadolu'nun diğer köşelerinde ki diğer Horasan Erenlerini gibi , Oğuz türklerinin , O günlerine ve geleceğine büyük yardımlarda bulunmuştur.

Şah İsmail Sultan postunu seren
Duymadan işitip bakmadan gören
On sekiz bin âlemin rızkını veren
Medet Sultan Yusuf sana sığındım

Dedekargın gulamıdır Mecburi
Gece gündüz yalvarmaktır hem kârı
Ervah-ı Muhammed Ali'den yâri
Medet Sultan Yusuf sana sığındım.

Hz.Muhammed (S.A.V.) torunlarından , Hz. Hüseyin (R.A.)’in oğlu Zeynel Abidin (R.A.) 'in oğlu Ali Asgar ( R.A.) in torunlarındandır.
Miladi olarak 1000′li yıllarda hayat sürmüştür. Selçuk Bey ile dünür olmuştur. Karşılıklı kız alıp verdiği Selçuk Bey’e destek vermiş, beraberinde olan ve kendisine bağlı tüm Seyyidlerle , Selçuklu Türk Devleti’nin kuruluşunda önemli rol oynamıştır.


Gönderen : Aktan Şahan tarih : Monday 02 March 2009 - 09:54:05 |Bu öğe yorumlara kapalı |birine eposta yazdır Bu haber öğesinin pdf dökümanını oluştur
GÖNÜL DOSTU-HACI BEKTAŞ VELİ


“Gönüller ummanı, yollar kavşağı
Bir menzile yetsem, öpsem elini
Kırk verenli Hünkar Bektaş başağı
Saltuk Pirim desem,öpsem elini”


Bulgaristan,Romanya,Üsküp,Bosna ve Türk’ün Avrupa’da ayak bastığı her yerde;’Saru Saltuk’ öykülerini dinlersiniz……
Efsanelerle örülü hayatıyla Saru Saltuk, Avrupa Türk’ünün ‘Küffar’ önündeki İslam kılıcıdır…Saru Saltuk,Hacı Bektaş Ocağının,gönül sacında çifte kavrulan canlarındandır!
Ve Hacı Bektaş Veli…
Günümüzde, değil Asya’da; Balkanlar’da, Adriyatik kıyılarında solunan hava Hacı Bektaş nefesidir; yükselen ses, onun sesidir!
Sadece Saru Saltuk mudur Rumeli’de İslam odunu yakan? Hacı Bektaş başağı için şair, söz gelişi “Kırk verenli” demiş… Hacı Bektaş Ocağından fermanlı, daha nice ağzı dualı, erlerle “Gönülden” fethedildi o koca Rumeli!
Ne güzel der Süleyman Çelebi: ya” Rumeli’nin kasın dest-i takva ile almışız.” Doğrudur. O “Takva” üstünlüğüdür; Türk’ün günümüzde de yaşayan üstünlüğü…
O Hacı Bektaş Veli ki, Orhan Gazi’den beri şevk verdi Yeniçeri’ye…
Şimdi… Bu satırları okurken, bir an,1444 yılında Varna’da, sayın kendinizi…Bir tepenin üzerinden Murat Han huzurunda saf tutmuş Yeniçeri Bölüğü’nü seyretmektesiniz…Tüm ordu,Varna zaferinin gönül hoşluğunu yaşamaktadır…Murat Han buyruk verir;Yeniçeri’nin harçlığı (ulufesi) dağıtılmaya başlar…İşte o anda,Yeniçeri Bölüğünden,tüm ovayı dolduran şu ses yükselir:
“Allah…Allah !
Eyvallah !
Baş üryan,sine püryan,kılıç al kan…
Bu meydanda nice başlar kesilir; olmaz
Ki soran !
Eyvallah…Eyvallah !
Kahrımız, kılıcımız düşmana ziyan !
Kulluğumuz padişaha ayan !
Üçler, yediler,kırklar
Gülbank-ı Muhammed-i,Nur-u Nebi,
Kerem-i Ali,
Pirimiz Hacı Bektaş Veli !
Gerçek erenler demine devranına
Hu diyelim huu !
Eyvallah !...”



[ Devamını oku... ]
Gönderen : Aktan Şahan tarih : Sunday 21 December 2008 - 02:32:13 |Bu öğe yorumlara kapalı |birine eposta yazdır Bu haber öğesinin pdf dökümanını oluştur
ÜYELİK İŞLEMLERİ
SİTE İÇİ GEZİNTİ İÇİN LÜTFEN ÜYELİK ALALIM

Değerli arkadaşlar ,
Site üyelik alımlarında ,
''İSİM'' , ''SOYADI'' , ''AİLE'' ,''LAKAP''bilgilerinizi lütfen eksiksiz giriniz
Aksi durumda , ÜYELİKLERİ AKTİF edilmemektedir.
ÜYELİK AKTİVASYONU 24 SAAT İÇİNDE YAPILMAKTADIR
''Yani bizim insanımız değilse veya bilgileri eksik girilmiş ise başvuruları iptal ediyorum !!''

Ali Aktan Şahan

Bu İnternet Sitesin de , Gelir elde etmeye yönelik hiç bir reklam yazı, logo , resim vs. kabul edilmez.
Whether at this Website Revenue for obtaining any advertising text, logo, pictures, etc.. not accepted.
Будь на этом сайте Выручка для получения любой рекламный текст, логотип, фотографии и т.д.. не принимаются.
Ob in diesem Website-Einnahmen für den Erhalt jede Werbung Text, Logo, Fotos, etc.. nicht akzeptiert.
Que ce soit à ce revenu de site Web pour obtenir le texte de la publicité, logo, images, etc. pas accepté.
Sia in questo sito Web delle Entrate per ottenere qualsiasi testo pubblicitario, logo, immagini, ecc. non accetta
ta.
Gönderen : Aktan Şahan tarih : Thursday 30 October 2008 - 00:06:41 |Bu öğe yorumlara kapalı |birine eposta yazdır Bu haber öğesinin pdf dökümanını oluştur

Gönderen : Aktan Şahan tarih : Tuesday 22 October 2013 - 21:33:00 |Bu öğe yorumlara kapalı |birine eposta yazdır Bu haber öğesinin pdf dökümanını oluştur
ÇEPNİ

Gönderen : Aktan Şahan tarih : Monday 05 November 2012 - 09:13:10 | Yorum Oku/Gönder :0 |birine eposta yazdır Bu haber öğesinin pdf dökümanını oluştur
OZ , OZ TAMGASI , OZMAK , OZAMAK , OZAN
O Z A N

Alemde her şey dönmektedir.
Atom çekirdeklerinden , samanyoluna kadar kusursuzca bir ahenk vardır.

Bu kusursuzlukta ibadette Sema eder , Semah döner dervişler..
Gökyüzüne elleri ve yüzleri yönelmiş , yaratıcıyı arzularlar..
Yüce bir kavuşma arzusu içerisinde.
Vakti zaman geldiğinde , ten candan ayrılıp , uçmaya vardığında , bitecektir bu hasret..

Son helalleşmelerden sonra , Dardan çıkarılıp , Göğe çekilende , geride bıraktıklarına
yeniden merhaba demek için bir vedadır adına yapılan Cemler…
Hoş geldine gelir Atalar , hoş geldine gelir kendisini tanıyanlar, sonra biter hasret…
Işık kaynağına çekilmiştir yeniden parlayana… Yaşamaktayken dedesinden dinlediği ,
Ali gitti Veli geldi değil midir.?

Bir barış güvercini olur kimi zaman , müjdeci kelebeğidir bazen adı…
Kah gökyüzünde , kah evlerde…

Türlü donlar girmiştir, çok ta hasretlik çekmiştir akıp giden zamanda..
Katı yükseklerde uçar Pir Sultanın dizelerinde.

Ozuna dönmüştür ancak görevi bitmemiştir…Uzuna dönmek gerekir, görev böylecedir…

Dört ana unsur vardır.. Su, Ateş , Hava , Toprak.
Cemre her yılın son dört çarşambası düşer ve Tabiat canlanır.
Bir ağacın dalında dokuz meyveden , dördü yasak meyve durur..
Dört mevsimdir koca sene… Ay Dört evreden geçer… İlki İlk dördün ile başlar…
Sonra Dolunay olur..

Dört büyük din, Dört Büyük Kitap , Dört Büyük Peygamber..
Dört kapısı vardır divanın, Kırk makamı..
Dünya dört aşamadadır , Tarikat , Şeriat , Marifet , Hakikat ,

Dört yerden eser rüzgarlar…
Kurt ağzını bağlarken Candaşım , Dört yöne haber salar…

Dünyanın dört köşesine yayılmıştır atlılarımız.
Kuzeye Kara , Güneye Kızıl , Doğuya Boz , Batıya Beyaz atlılar…
Dört ana yönden , dört ana döndü vardır sürekli , tıpkı yaşantımızı anlatır gibi..

Bu git geller bitmez hiçbir zaman.. Malazgiritten önce de geldik Anadolu’ya kaç devran…
Oz Tamgamızda , bu döngü üzerinden , Tengri anlatılmaya çalışılmıştır.
İşin Özü budur..

Bu yüzden adı Oz Tamgasıdır.. Deyişlerimizde , ağıtlarımızda farklı bir harmoni vardır..
Ne kadar çok sevsekte başka şarkıları ,
deyişlerimizin bilinç altımızda ki kodlarla bizde yarattığı hisler bambaşka olur..
Bu döngüyü notalar yardımı ile kana kana içeriz..
Yaşarız..

Bu yüzden Çepni düğünlerinde ağıt çalar , bir yandan da oynarız..
Kayboluş yoktur çünki , var oluş gerçekleşmişse , yok oluş imkansızdır..
Gidenlerle , Dar Cemlerinde ebedi vedalaşma yoktur.
Helalleşme vardır..

Açık algılarımızda yitirdiklerimizi sürekli hissederiz..
Yanımızda gibi düğünlerde , yitirilenlere ve Atalara eşlik ederiz..
Bu ilahi döngü duyguları bizlere yaşatan kutlu kişilere de Oz’an deriz.

İşte bu sebeple , en başından beri bizim Ozanımız diyorum ,
Bizim Ozanlarımız dışında Mızrap tutan el tanımıyorum

Benim varlığımı anlatan ile sadece bugünümü anlatanı nasıl karşılaştırabilirim ki.. ?

Ali Aktan Şahan 12.04.2014


Gönderen : Aktan Şahan tarih : Saturday 08 May 2010 - 00:55:02 | Yorum Oku/Gönder :0 |birine eposta yazdır Bu haber öğesinin pdf dökümanını oluştur
ARZUMAN YUNUS HAZRETLERİ
“Kerbela ‘da başta İmam Hüseyin ve 72 kişinin katledilmesinde tek kurtulan Oniki imamlardan Zeynel Abidin’in oğlu Yunus, Emevilerce öldürülür. Ölmeden önce eşi hamile kalmıştır. Tüm yöre bu çocuğun doğumunu beklerler, hep bir oğlan olsa diye dua ederler. Daha doğrusu içten arzularlar. İşte çocuk doğunca adı Arzuman Yunus olur. İyi bir eğitim alır. Erdebil ocağı da onu Anadolu’ya gönderir. 14.y.y. da Horasan, Şa m yöresi ve yaz aylarında Bolkar Dağlarına gelir. Buradaki Türkmenlere önderlik eder. Hak’ka yürümeden önce ettiği vasiyet üzerine Medetsiz tepesine koyarlar. O günden sonra Karaman yöresinde ve bu bölgede yaşayan Türkmenler günümüze kadar inançları gereği ziyaret edip, niyaz ederler. Toroslarda yaşayan söylenceye göre yedi kardeşten en ulusu. İnançlarına göre her yıl orada kardeşlerin, ulu kişilerin toplanıldığına inanılır. En yakın ziyarete gidildiğinde , Bolkar Bozoğlan’a selam gönderilir. Turnalar uçarken Hürü Kızları, Kırtıl, Zeynel Abidin, Ali Mekke, Şıh Yonis ve Bolkar Bozoğlan’a uğraması istenir. Turnalar uğrar mı , uğramaz mı bilmem. Ama ağıtlar, türkülerde bu özlem dile gelir. Bu özlemler göz yaşı olur. Duygu sel olur."

Kaynak : Arzuman Ocağı (Bayatlı) dedesi Araştırmacı – Yazar Ali Bektaş Dede

Arzumanlı, ünlü bir Alevi ocağıdır. Dedeleri, Yıldızeli'nin Kıvşak, Hacıbektaş'ın Ayhan, Yozgat'ın Sarımbey köyleriyle Tarsus'un Bağlarbaşı mahallesinde ve Yüksek köylerindedir.
Talipler, Şekuroğlu, Tolaoğlu ve Arzuoğlu olmak üzere üç gruptur. Antep kökenli olan Arzumanlar on altıncı yüzyılda yoğunlukla Tarsus yöresindeydi.
Günümüzde Arzuman talipleri Malatya, Sivas, Yozgat, Çorum, Nevşehir, Narlıdere ve Tarsus'tadır.
Arzumanlar, büyük bir olasılıkla Bayat boyundandır. Hatta Şambayadı'ndandır.

Çepni olmaları da olasıdır.

Şeceresi ve icazetnamesine göre Arzuman ocağı, Dede Garkın ocağından el almadır.

Arzuman ocağının talip toplulukları Tolaoğlu, Şekuroğlu ve Arzuoğludur. Ocağın kurucusu Arzuman Yunus'un türbe/makamı Tarsus'taki Bulgar Bozoğlan dağındadır.
Talip topluluklar hakkındaki en eski belge 1519 tarihli tahrir defteridir. Bu defterde Tola Kocalu biçiminde kaydedilen oba, Tarsus'un Kusun yöresindeki Girin, Sagir-in, Değirmenlüce ve Maşrık yerleşimlerinde yurt tutmuştu. Obanın nüfusu 1519'da 29
1540'te 31, 1572'de 32 haneydi.
Arzuoğlu obası ise yine Tarsus livasında (sancağında) kayıtlı. Obanın nüfusu 1519'da 17, 1543'ye 7, 1572'de 11 haneydi. Obanın yurtları Baytemür ve Mezre idi.
Arzuman olarak kaydedilen oba ise Yeni-İl Türkmenleri içindeki Ağca Koyunlu oymağı içindeydi. Ağca Koyunlu, Pazarcık'ın Narlı kasabası yakınında yurt tutmuştu. Malatya-Sivas arasında yaylaya çıkıyordu. 1690 yılında bu obanın başında Arzumanoğlu Hacı Murad kethuda vardı.
Arzuman adıyla bilinen bir oba, Malatya'nın Arguvan ilçesine bağlı Eymür köyündedir ve Dede Garkın ocağına bağlı Şeyh İbrahim ocağı talibidir. Hacı Bektaş'ın Engel köyündeki Arzumanlar Sünnidir. Bunların daha önce Alevi olması büyük olasılıktır.
Arzuman ocağı Dede Garkın ocağına bağlıdır. 1822 yılında Hacı Bektaş dergahının, 1823 yılında ise Yeni-İl naibinin düzenlediği belgelere göre Arzumanlar, Antep ve Malatya'daki Dede Garkınlıların talibidir.

Belgelerin bir kısmına göre Arzumanlar Bayat, bir kısmına göre ise Çepni boyundandır.

Çepni'ye ait belgelere göre (16, 17, 18. yüzyıl) Arzumanlar, Antep yöresindedir.


Günümüzde, ocak dedelerinin en ünlü yerleşimi Yıldızeli'nin Kıvşak köyüdür.
Özetleyecek olursak Antep'ten, Tarsus yöresine göçen Arzumanların bir kısmı Hacıbektaş, Sivas, Yozgat, Çorum, İzmir (Narlıdere) yörelerine dağılmıştır.
Not: Tarsus'ta kayıtlı olan Arzuman ve Tola Kocalu obaları Göğçelü oymağındandır. Göğçelü deyince Irak'taki Şabak/Şebekler akla gelmektedir. Musul'daki Şabak/Şebek köylerinin bir bölümü (Yunus-peygamber, Ninova vb.)Göğçelü oymağındandır. İzmir-Narlıdere'de Yan Yatırlılar (yabancı topluluklar bunlara Tahtacı diyor) ile Arzumanların bir arada buluması bu olasılığı güçlendirmektedir. Yan Yatırlıların ilk yurdu Musul'dur.


GECE GÜNDÜZ ARZUMANIM KERBELA
Gece gündüz arzumanım Kerbela,
Gidelim gaziler İmam aşkına.
Serden başka benim sermayem yoktur,
Verelim gaziler İmam aşkına.

Kapıyı çaldı Kırklar'ın birisi,
Birinden mest oldu kalan hepisi.
Sarı Kaya derler Şah'ın korusu,
Konalım gaziler İmam aşkına.

Böyle öter bu yerin bülbülleri,
Ma'na verir hakikatın dilleri.
Taze açmış dost bağının gülleri,
Dereleim gaziler İmam aşkına.

Talip rehberini aklına getir,
Noksan işlerini tamama yetir.
Rıza lokmasını meydana getir,
Yiyelim gaziler İmam aşkına.

Pir Sultan'ım der: Yol uludur deyi,
Cümlemiz hakikat kuludur deyi.
Muhammet çağırır Ali'dir deyi
Çağralım gaziler İmam aşkına.

Pir Sultan Abdal



[ Devamını oku... ]
Gönderen : Aktan Şahan tarih : Friday 19 March 2010 - 23:07:12 |Bu öğe yorumlara kapalı |birine eposta yazdır Bu haber öğesinin pdf dökümanını oluştur
Sayfaya git       >>  
SARI ARSiV
Diğer Milletlerin Gözü ile Çepniler ; Aktan Şahan @ (22 Dec : 23:20) (Çepni Konserleri)
GAZİANTEP ÇEPNİLERİ GELENEKSEL BİRLİK GECESİ Aktan Şahan @ (18 May : 00:13) (Çeşitli Haberler)
SİTENİN KURULUŞU HAKKINDA Aktan Şahan @ (25 Feb : 16:55) (Çeşitli Haberler)
İZİNDEYİZ...
Flash Clock
Play Music:


 
Chatbox
Yorum gönderebilmek için üye olmalısınız - lütfen giriş yapın yada kayıt olmak için buraya tıklayın


MAKANO
06 Mar : 20:25
dedem zamanından kalma bu muhtarlık sevdasından ne zaman vazgeçecek bizim köylüler anlamış değilim.... artık birlik olmak zamanı geldi de geçiyor da her seçimde illa birilerini takip etmek zorunda mıyız bizler anlamış değilim.Onca alevi köyü var onca alevi olmasa da bizlere oy verecek komsu köyler var ama biz hep arkadan gelen olduk.... hele bir düşünün Yavuzeline kac köy var 30 adet peki bunların kaçı Alevi 11 İ parti adı koymadan bağımsız aday olarak dahi seçime girseler kazanma sansı çok yüksek... ama alışmışız birilerinin arkasından gitmeye ve birbirimize düşmeye AYDIN/SÖKE den selamlar Vakkas BADEM [DELİ GALO]

Güdo HalilGöksu
30 Dec : 12:36
Selam Köyümün Güzel insanlari Ben Burdan Bir Konu Hakkinda Bir Baslik Acmak istiyorum Bir Cogunuzun,da Daha Erken Diyecegini,de Biliyorum 2013 Yili icin Ciraliga Cikma Tarihinin 12.05.2013 Olmasini Istiyorum Onun icin Yurt Disindan izin Almak isteyenlere,de Ön Bilgi Anlaminda iyi Olacagini Düsünüyorum Benim Gibi Düsünen Arkadaslarin Yorumlarini Bekliyorum Saygilar Halil Göksu ( GüdoAhmet,in Oglu )

polat
29 Nov : 01:27
slm


erdald demir
28 May : 23:28
slm aktan sahan. ben sizlerden bir ricada bulunmusdum sizin köyün eski lakaplari yazmanizi dilemisdim.uzun zamandir bir cevap alamadim sizden .tekrar ricada bulunuyorum sizden mümkünse soyadi kanun cikmadan önce köylerde lakablar gecerliyidi ne olur bana en kisa zamanda yazarsan sevinirim.kib sarilarli kardeslerim.

kenan
08 Jan : 00:44
sevgili amcamiz kürdon Mehmet SAHAN a allahtan rahmet ve tüm SAHAN ailesine sabirlar diliyorum.

miseyriliiso
14 May : 14:14
tüm sarilarli dostlarimin ziyareti kabul olsun.ehhh bizede zerett pilavindan gönderirsiniz insaallah.kardesim aktana ve tüm sarilarli dostlarima sevgiler saygilar.ismail kirmizigül aachen

Güdo HalilGöksu
12 May : 22:23
slm köyümün gözel insanlari kismet ise pazar günü ( 15,05,2011 ) bende ciralikta olacagim kavgasiz sorunsuz güzel eglenceli bir gün olmasini diliyorum

Hasan Gürbüz
05 May : 14:00
uzun zamandır siteye giremedim tüm canlara selam

Aktan Şahan
04 May : 11:01
Ziyaret Mayıs Ayının 15.Günü pazar olacak ( Sarılar Köyü İçin )

Gaziantep Çepnileri Derneği yararına yapılacak konser ise

Antalya Konyaaltı Salon Grand Alibey de
02.06.2011 tarihinde yapılacaktır.
Konser Organizasyonu Sıla Müzik tarafından yapılacak olup , GRUP TURNAM Sahne alacaktır. Gaziantep Çepnileri Derneği Yönetimi........

Uğur Çakmak
30 Mar : 19:37
Derneğimiz hepimiza hayırlı olsun...



Sarilar.Cc Hakkında


Ilıcak su kaynağından
bir yudum suyu ,
Kaya Hardalınının tadını ,
Fıstık Ağaçlarının esintisi ile
gelen tertemiz havayı ,
Baharda açan çiçeklerin
çeşit çeşit kokusunu ,

Hayatlarının son demlerinde ,
bir kez daha
duyumsamak istediği halde ,
buna imkan bulamamış,
Tüm Canlar'a ithaf edilmiştir




Ilıcak'ı su kaynağını
hepimiz için
simge yapan şey ,
Dayanışmamızdır ,
Ortak değerlerimizdir,
Hatıralarımızdır,
Çok daha güzel su kaynakları
varken dünyada ,
Bizim için eğer Ilıcak Önemli idi ise ,
bunun altında yatan sebeb kaynağın
kendisi olamaz ,
Şeklen artık
olmamasına rağmen ,
hala adı konuşulabiliyor ,

Bize güzel görünen şey ,
aslında ne fıstık ağaçları ,
ne de kırmızı toprak
Bizlere güzel görünen ,
ne saylak taşları ,
ne de Ilıcak ...

BİRBİRİMİZİZ ,

Bizim sevdalarımızın üzerine
kimse baraj da kuramaz !!
Anket


Toplumsal Kalkınmanın En Önemli Aracı Nedir ?



Kültürel Dayanışma

Ekonomik dayanışma

Siyasal Dayanışma

Diğer Dayanışma modelleri

Facebook

Msn



Gönderen Aktan Şahan
Oylar: 331
Önceki anketler

Picture on the week
Picture on the week
Sarılar Köyü ve Gaziantep Çepnileri için
Bu site e107 cms kullanarak yapılmıştır, ve GNU Genel Kamu Lisansı ile korunmaktadır.
ALİ AKTAN ŞAHAN
 
Haberler : 2014
PtsSaÇrşPrşCumCtsPzr
 12345
6789101112
13141516171819
20212223242526
2728293031 
 
Dil Seç


 
Çevrimiçi
Ziyaretçiler: 2
Üyeler: 0
Bu sayfada: 1
Üyeler: 502, En Yeni: Kalender YILMAZ
Latest Forum Posts
No posts yet
No posts yet